İçeriğe geç
  • Dolar 49,4226 ▲ %0,04
  • Euro 55,3631 ▲ %0,17
  • Sterlin 65,3864 ▲ %0,23
  • Gram Altın 6.524,01 ▲ %0,05
  • Çeyrek Altın 10.638,21 • %0,00
  • Gümüş 88,48 ▲ %0,07
  • Bitcoin 4.030.438 ▼ %2,08
  • BIST 100 12.118,29 ▼ %1,08

Müzik

İlyas Mirzayev'in Altı Prelüd ve Füg'ü Tutu Aydınoğlu yorumuyla albüm oldu

İlyas Mirzayev'in Altı Prelüd ve Füg'ü Tutu Aydınoğlu yorumuyla albüm oldu

Azerbaycanlı besteci ve piyanist İlyas Mirzayev'in 1985'te bestelediği "Altı Prelüd ve Füg", piyanist Tutu Aydınoğlu'nun yorumuyla yıllar sonra yeniden dinleyiciyle buluştu.

"Tutu Aydınoğlu plays Ilyas Mirzayev-6 Preludes & Fugues" başlığıyla yayımlanan "Counterpoint of Memory-Hafızanın Kontrpuanı" albümü, Mirzayev'in altı prelüd ve fügünü Aydınoğlu'nun yorumuyla bir araya getirirken, Bakü'den İstanbul'a uzanan kişisel bir müzik hafızasının da izlerini taşıyor.

Bakü'de 1961'de doğan İlyas Mirzayev, müzikle erken yaşta, Azerbaycan'ın önemli bestecilerinden babası Musa Mirzayev aracılığıyla tanıştı.

Bakü Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü'nü birincilikle tamamlayan Mirzayev, lisansüstü eğitimini Moskova Konservatuvarı'nda sürdürdü ve Cevdet Hacıyev, Alfred Schnittke ve Edison Denisov gibi 20. yüzyıl müziğinin önemli isimleriyle çalışma fırsatı buldu.

"Sembolik reenkarnasyon olarak görüyorum"

Bu eserlerin yıllar sonra yeniden hayat bulmasını bir tür sembolik "reenkarnasyon" olarak gördüğünü söyleyen Mirzayev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Altı Prelüd ve Füg, benim için geçmişte kalmış eserler değil, farklı bir yorumcunun dünyasında yeniden doğabilecek, yeniden anlam kazanabilecek eserlerdi. Teymur'dan sonra onları yorumlamasını uygun gördüğüm ilk piyanistin Tutu Aydınoğlu olması da bu nedenle benim için ayrıca anlamlı. Onun yorumuyla eserlerin yıllar sonra yeniden ses kazanması, geçmişle bugün arasında kurulan özel bir bağ gibi." dedi.

Müzik geleneğinin yalnızca öğrenilen bilgilerden değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir işitme ve dokunma hafızasından oluştuğunu söyleyen Mirzayev, Aydınoğlu'nun yorumunda bu hafızanın izlerini gördüğünü belirtti.

İlyas Mirzayev, Rus piyano ekolünün tuşe anlayışı ile Azerbaycan piyano okulunun ifade dünyasının Aydınoğlu'nun müzikal düşüncesinde doğal olarak buluştuğunu söyledi. Bu geleneğin Elmira Seferova, Elmira Nezirova, Server Geniyev ve Rafiq Atakişiyev gibi piyanistlerle şekillendiğini aktaran Mirzayev, Aydınoğlu'nun ses arayışında da bu isimlerin oluşturduğu geleneğin izlerini hissettiğini kaydetti.

Bakü ile olan bağın yalnızca biyografik bir ayrıntı olmadığını, müziğin dilini içeriden duymasını sağlayan kültürel bir hafıza niteliği taşıdığını ifade eden Mirzayev, bir eseri anlamak için onun nereden geldiğini bilmenin yanı sıra o dünyanın sesini içinde taşımanın da önemli olduğunu vurguladı.

"İki müzisyen arasındaki yaratıcı diyaloğun da izleri vardır"

Mirzayev, polifonik tekniğin kendisi için yalnızca bir besteleme yöntemi olmadığını dile getirdi.

Polifoni alanının her bestecinin iç dünyasını, düşünme biçimini ve müzikal kişiliğini yansıttığını sözlerine ekleyen Mirzayev, şunları aktardı:

"Altı Prelüd ve Füg'ü Teymur'la çok yakın bir çalışma süreci içinde besteledim. Eserler oluşurken sürekli yanımdaydı ve her ayrıntıya müdahil olabiliyordu. Böylesine yüksek bir piyanistik tekniğe ve olağanüstü bir müzikal düşünceye sahip bir müzisyenin karşısına sıradan bir müzikle çıkamazdım. Onun varlığı, besteci olarak benden de daha fazlasını talep ediyordu. Bu nedenle eserlerde yalnızca o dönemdeki besteci kimliğimin değil, iki müzisyen arasındaki yaratıcı diyaloğun da izleri vardır."

Mirzayev, eserleri bestelemesinin üzerinden 40 yılı aşkın zaman geçtiğini ve bugün farklı bir yaş ve deneyimle dinlediğini vurgulayarak, eserde değişiklik yapmak istemediğinin altını çizdi.

Bir eseri yıllar sonra yeniden yazmanın geçmişteki benliğiyle kurulan diyaloğun izlerini silmek anlamına gelebileceğini belirten Mirzayev, "Ben o izlerin olduğu gibi kalmasını tercih ederim. Eser değişmemeli ve yaşamaya devam etmelidir. Bunu sağlayan da yeni yorumculardır. Her yorumcu esere kendi zamanını, düşüncesini ve kişiliğini katacaktır. Belki de müziğin zamana karşı koyabilmesinin yolu tam olarak budur." değerlendirmesinde bulundu.

Piyanist Tutu Aydınoğlu ise albümün kendisi için yalnızca bir repertuvar seçimi olmadığını, Bakü'den İstanbul'a uzanan kişisel bir hafızayla ilişkili olduğunu söyledi.

Aydınoğlu, Mirzayev'in eserlerini çalışırken geçmişe dönmekten çok, yıllardır içinde taşıdığı müzikal dili yeniden keşfettiğini aktardı.

Bakü'nün yalnızca doğduğu şehir değil, müziği ilk kez nasıl duyduğunu belirleyen hafıza olduğunu dile getiren Aydınoğlu, "Belki de bu albümün benim için en kişisel tarafı, Bakü'den ayrılan çocukla, İstanbul'da kendi müzikal kimliğini kuran piyanistin yıllar sonra aynı müziğin içinde yeniden karşılaşması." dedi.

Tutu Aydınoğlu, çocukluğundan beri dinlediği ve sevdiği piyanist Teymur Şemsiyev'in yorumuyla kendi yorumu arasında kurduğu ilişkiye yönelik, şunları kaydetti:

"Teymur Şemsiyev çocukluğumdan beri dinlediğim ve çok sevdiğim bir piyanist. Başka eserlerdeki kayıtlarını çok dinledim ama bu prelüd ve füglerin kaydını, çok aramamıza rağmen ne yazık ki bulamadık. İlginç olan şu ki, eserleri çalışırken ve kayıt sürecinde İlyas Hoca hep yanımdaydı ve ondan sık sık 'Teymur böyle diyordu.' cümlesini duyuyordum. Yani kaydı hiç dinlememiş olsam da Teymur'un yorumu bir şekilde hep bizimleydi. Ben de bunu bir referans ya da taklit edilecek bir model olarak değil, eserin geçmişinden bugüne taşınan bir hafıza olarak hissettim ve kendi yorumumu bunun içinde özgürce oluşturdum."

Albümün adının geçmişle bugün arasında kurulan ilişkiyi anlattığını belirten Aydınoğlu, müziğin hafızayla güçlü bir bağı olduğunun altını çizdi.

Aydınoğlu, kimi zaman tek bir melodi, armoni ya da piyanodaki belirli bir tınının insanı yıllar öncesine götürebildiğini vurgulayarak, "Ama müzik yalnızca hatırlatmıyor. O sesi bugün yeniden ürettiğimizde, geçmişte yaşadığımız şeyle bugünkü benliğimiz de karşılaşıyor. 'Hafızanın Kontrpuanı' benim için biraz bunu anlatıyor. Geçmiş ve bugün birbirini silmeden, iki ayrı ses gibi yan yana ilerliyor. Her yorumda eser aynı eser ama onu duyan ve yorumlayan insan artık aynı insan değil." diye konuştu.

Haber kaynağı: haberler.com

Kaynak: Haberler.com

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…