Reklam sektöründe yapay zekâ dönüşümü: Maliyetler düşüyor, istihdam risk altında
Yapay zekâ, reklam ve tanıtım filmlerinin üretim maliyetlerini düşürürken geleneksel prodüksiyon anlayışını değiştiriyor. Kameramandan kuaföre, ışıkçıdan müzisyene kadar onlarca meslek grubu ve yan sektörün iş hacmi daralma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Reklam ve tanıtım filmlerinin üretim sürecinde yapay zekâ kullanımı yaygınlaşıyor. Bu teknoloji, maliyetleri önemli ölçüde düşürürken sektördeki geleneksel üretim anlayışını da köklü biçimde değiştiriyor. Kameraman, kuaför, ışıkçı ve müzisyen gibi çok sayıda meslek grubunun yanı sıra yan sektörlerin de iş hacminin daralabileceği belirtiliyor. Şirketlere sağladığı tasarruf avantajıyla öne çıkan bu dönüşüm, istihdam ve sektörün geleceği açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Yeni Şafak'ta yayınlanan habere göre, bir reklam filminin arkasında sadece kameraman, yönetmen ve oyuncular değil; ışıkçı, kuaför, makyaj sanatçısı, grafik tasarımcısı, besteci ve dekor tasarımcısı gibi onlarca farklı meslekten insan çalışıyor. Ancak bu tablo hızla değişiyor. Reklam filmleri, tanıtım videoları, afişler ve müzik klipleri artık yapay zekâ araçları sayesinde daha düşük bütçelerle ve çok daha kısa sürede hazırlanabiliyor. Maliyetleri azaltmak isteyen ajanslar, üretimin büyük bir bölümünü teknolojiye devrediyor. McKinsey'nin araştırması, üretken yapay zekânın pazarlama faaliyetlerinde toplam harcamaların yüzde 5 ila 15'i oranında verimlilik artışı sağlama potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor.
Eskiden bir reklam çekimi için stüdyo kiralanması, dekor hazırlanması, ışıkların kurulması, oyuncuların saç ve makyajının yapılması ve kamera ekibinin sahaya inmesi gerekiyordu. Şimdi ise sanal mekân oluşturmak, ürünü farklı arka planlarda göstermek, görüntü üretmek, seslendirme yapmak ve videoyu kurgulamak için yapay zekâ araçlarından yararlanılıyor. Bir zamanlar onlarca kişinin görev aldığı işler, artık çok daha küçük ekiplerle tamamlanabiliyor. Her reklam filminin yapay zekâyla üretileceği anlamına gelmese de özellikle dijital mecralar için hazırlanan sınırlı bütçeli işlerde bu yöntem giderek daha cazip hale geliyor. Bu durumun, kameraman, ışık ve ses teknisyeni, fotoğrafçı, kuaför, makyaj sanatçısı, stilist, müzisyen ve kurgu uzmanı gibi pek çok meslek grubunun iş hacmini daraltması bekleniyor.
Türkiye'deki işletmelerin yüzde 90'dan fazlasının KOBİ'lerden oluşması nedeniyle tanıtım ve organizasyon sektörlerindeki küçük işletmeler de bu süreçten olumsuz etkilenme riski taşıyor. PwC'nin 53 ülkede gerçekleştirdiği "Küresel Eğlence ve Medya Sektörüne Bakış 2026-2030" raporu, 2025'te 1 trilyon doları aşan küresel medya reklam gelirlerinin 2030'da 1,4 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini gösteriyor. Yapay zekâ destekli reklamcılıkla sektörün 2030'a kadar yıllık ortalama yüzde 3,4 büyüyerek 4,2 trilyon dolar gelire ulaşacağı öngörülüyor. PwC Türkiye Telekomünikasyon, Medya, Teknoloji Sektörü Lideri Serhat Onan, "Raporumuzun 2026-2030 yılları arasındaki trendleri ortaya koyan en güncel versiyonuna göre, sektörün önümüzdeki dönemdeki seyrinde ana itici güç, yapay zekâ destekli hiper-kişiselleştirme ile ivme kazanan reklamcılık olacak. Bulgular, endüstrideki ana gelir modelinin veri odaklı ve hedefli reklam ekosistemlerine kaydığını gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bu durumun reklamcılıkta üretim biçimini değiştirirken ekonomik ve toplumsal açıdan önemli tartışmaları da beraberinde getirdiğini ifade etti. Dönüşümün yalnızca maliyet avantajı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kırık, "Çünkü reklam sektörü, doğrudan ve dolaylı olarak onlarca farklı meslek grubunu ve yan sektörü besleyen geniş bir ekonomik ekosisteme sahip. Bu durum yalnızca reklam ajanslarını değil, reklam üretimine bağlı olarak gelir elde eden çok sayıda işletmeyi de etkileyebilir" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, reklamcılığın özgünlüğü ve güvenilirliği konusuna da dikkat çekerek şunları söyledi: "Yapay zekâ ile birbirine oldukça benzeyen, seri biçimde üretilmiş görsellerin ve videoların çoğalması, markaların kendilerini farklılaştırmasını zorlaştırabilir. Gerçek oyuncuların, doğal mekânların ve yaşanmış hikâyelerin kullanıldığı reklamların tüketicide oluşturduğu duygusal karşılık ile tamamen dijital ortamda üretilmiş içeriklerin etkisi her zaman aynı olmayabilir. Önümüzdeki dönemde reklam sektöründe insan ile yapay zekânın birlikte çalıştığı hibrit bir üretim modelinin yaygınlaşması beklenebilir."
TürkAta Haber Ajansı