İçeriğe geç
  • Dolar 49,7746 ▲ %0,08
  • Euro 55,8683 ▼ %0,14
  • Sterlin 66,6848 ▼ %0,14
  • Gram Altın 6.384,76 ▼ %0,62
  • Çeyrek Altın 10.560,44 ▼ %0,55
  • Gümüş 86,16 ▼ %1,20
  • Bitcoin 4.018.796 ▲ %0,07
  • BIST 100 11.116,99 ▼ %0,92

Kadın

İlk 1000 gün sağlığı belirliyor

İlk 1000 gün sağlığı belirliyor

Gebelikteki 270 gün ve doğum sonrası 730 günü kapsayan ilk 1000 gün, çocuğun ileriki yaşlardaki sağlık durumunu şekillendiriyor. Bu kritik süreçte beslenme ve çevresel etkenler büyük önem taşıyor.

Yaşamın ilk 1000 günü, anne karnındaki gelişimden itibaren başlayarak bireyin uzun vadeli sağlık profilini belirleyen kritik bir dönem olarak öne çıkıyor. Gebeliğin 270 günü ile doğumdan sonraki 730 günü kapsayan bu süreç, çocukların ilerleyen yıllardaki fiziksel ve zihinsel sağlıkları üzerinde doğrudan etkili oluyor.

Yeni Şafak'ta yayınlanan habere göre, Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı ve The Nutrition Society iş birliğiyle İstanbul'da düzenlenen İstanbul Science Summit 2026'da çocuk sağlığı ve beslenme konuları ele alındı. Zirvede konuşan Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Gelişimsel Pediatri Profesörü Elif Nursel Özmert, bu dönemin neden hayati olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Özmert, ilk 1000 günün kritik olma sebebini, bebeğin genetik yapısı ile organ ve dokularının çevresel etkilere karşı yüksek uyum yeteneğine, yani 'plastisitesine' bağladı. Özmert, "Bu dönemi kritik kılan, yeni gelişmekte olan bebeğin gerek genetik yapısının gerekse organ ve dokularının çevresel etkenlerle şekillenme kapasitesinin, yani 'plastisitesinin' en yüksek düzeyde olmasıdır. Bu kapasite yaş ilerledikçe azalır. Bu nedenle bu yaşlarda karşılaşılan olumlu ve olumsuz faktörlerin tüm yaşamı etkileme ihtimali daha yüksektir" dedi.

Genetik mirasın tek başına belirleyici olmadığını ifade eden Özmert, çevresel faktörlerin genlerin çalışma biçimini değiştirebildiğini belirtti. Beslenme, stres, hava kirliliği ve toksinler gibi unsurların 'epigenetik değişiklikler' yaratabildiğini aktaran Özmert, bu değişikliklerin kalp-damar hastalıkları, diyabet, kanser ve kronik akciğer hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların riskini artırabildiğini kaydetti.

Türkiye'deki çocukların büyüme sürecindeki risklere de değinen Özmert, 5 yaş üstü çocuklarda obezitenin en büyük sorun olduğunu, demir ve D vitamini eksikliğinin de tehdit oluşturduğunu söyledi. Bu durumların önlenmesi için bebeklerin ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmesi, sonrasında yeterli ve çeşitli gıdaya geçilmesi ile vitamin-mineral desteklerinin düzenli kullanılması gerektiğini vurguladı.

İlk 1000 günün geçmesinin fırsatların bittiği anlamına gelmediğini hatırlatan Özmert, 3-5 yaş arası ve 18 yaşına kadar olan süreçte gelişimin devam ettiğini belirtti. Özmert, "İlk 1000 gün, çevreye olumlu veya olumsuz uyum kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Burayı çok dikkatle ele almak gerekir. Ancak bundan sonraki 1000 gün, yani 3-5 yaş dönemi ve hatta artık 8000 gün dediğimiz 18 yaşına kadar olan süreçte de gelişim ve plastisite azalarak devam eder. Bunun dışında davranış ve alışkanlıkların gelişimi de sürer. 'Daha fazla zarar oluşturmamalıyız' bakış açısıyla hareket etmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Çocukların maksimum potansiyeline ulaşması için 'geliştiren bakım' yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini savunan Özmert; sağlık, beslenme, duyarlı bakım, güvenli çevre ve erken eğitimin bu yaklaşımın temel taşları olduğunu dile getirdi. Ailelere, çocuğun duygusal ihtiyaçlarına zamanında cevap verilmeleri ve kimyasal kirlilikten uzak bir ortam sağlanması çağrısında bulundu. Özmert, erken öğrenme için en geç 4. aydan itibaren etkileşimli kitap okuma alışkanlığının başlatılmasını, ilk 2 yıl ekran süresinin sıfır tutulmasını ve oyun ile zenginleştirilen bir ev ortamı oluşturulmasını önerdi.

TürkAta Haber Ajansı
Harika Olacak

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…