İyilik Kabul Etmekte Neden Zorlanıyoruz?
Başkalarına yardım etmekte zorlanmayan pek çok kişi, kendisi için yapılan güzellikleri kabul etmekte güçlük çekebiliyor. Uzmanlar, bu davranışın arkasındaki duygusal nedenleri ve almayı öğrenmenin yollarını değerlendiriyor.



Birisi bizim için güzel bir şey yaptığında mutluluk ve minnet yerine mahcubiyet hissedebiliyoruz. Çoğu zaman yardım tekliflerine "Gerek yok, ben hallederim" diyerek karşılık veriyor, bize sunulan ilgi karşısında nasıl davranmamız gerektiğini düşünmeye başlıyoruz. Oysa aynı kişiler, sevdikleri için bir şeyler yaparken oldukça rahat davranabiliyor.
Marieclaire'de yayınlanan habere göre, bu durumun kökeni çocukluk dönemindeki aile ilişkilerine dayanabiliyor. Duygularını dile getirdiğinde eleştirilen, ihtiyaçları görmezden gelinen ya da ancak fedakar olduğunda takdir edilen kişilerde, sevilmenin belirli koşullara bağlı olduğu inancı gelişebiliyor. Bu deneyimler sonucunda "İnsanlara yük olmamalıyım" veya "Kendi ihtiyaçlarımı kendim karşılamalıyım" gibi düşünceler yerleşebiliyor.
Vermek, ilişkide kişiye daha güvenli bir alan yaratıyor. Başkasına yardım ettiğimizde ne yapacağımızı bilir, kendimizi faydalı ve yeterli hissederiz. Almak ise desteğe ihtiyaç duyan taraf olmayı gerektirdiği için savunmasızlık hissi uyandırabiliyor. Karşılıklılık ilişkilerin temeli olsa da her iyiliğin hemen ve eşit ölçüde geri ödenmesi gerekmiyor. Yapılan iyiliği bir borç gibi algılamak, geçmişte yardımın bir baskı aracına dönüştüğü deneyimlerden kaynaklanabiliyor.
Almayı öğrenmenin ilk adımı, bu davranışın ne hissettirdiğini anlamaktan geçiyor. Bir iltifatı küçümsemeden kabul etmek, yardım teklifine hemen hayır demeden önce gerçek ihtiyacı düşünmek ve her iyiliğin karşılığını aynı anda vermek zorunda olmadığını hatırlamak küçük ama etkili adımlar olabilir. Önemli olan, istemediğimiz bir şeyi reddetmekle, ihtiyacımız olduğu halde almaktan kaçınmak arasındaki farkı görebilmek. Bu ayrımı fark etmek, seçimlerimizi daha özgürce yapabilmemizin önünü açıyor.
TürkAta Haber Ajansı