Ferda Köstendil'in ardından: İnsanlara dokunarak yaşamak
Türk turizmi, bir değerini daha kaybetti... Mesleğimizin gelişmesine uzun yıllar emek vermiş, Türkiye'nin uluslararası turizm pazarında kendisine yer edinmesine katkıda bulunmuş, yaşamı boyunca insanlara yararlı olmayı önemsemiş Ferda Köstendil artık aramızda değil.
Bazı insanlar vardır; onları yalnızca yaptıkları işlerle, üstlendikleri görevlerle ya da kazandıkları başarılarla hatırlamayız. İnsanlarla kurdukları ilişkiler, çevrelerine gösterdikleri ilgi ve başkalarının hayatına dokunmak için harcadıkları çabayla da hatırlarız. Ferda Köstendil benim için böyle insanlardan biriydi.
1951 yılında Bursa'da dünyaya gelen Rıza Ferda Kolçak Köstendil, İstanbul Üniversitesi'nde Alman Dili ve Edebiyatı eğitimiyle başladığı yükseköğrenimini Ankara'da sürdürdü. Daha sonra işletme eğitimi aldı. İtalya'nın Siena kentinde İtalyanca öğrendi. Almanca, İngilizce ve İtalyanca biliyordu. Farklı kültürlere duyduğu ilgi ve yabancı dil bilgisi, onu henüz genç yaşlarında turizm dünyasına yöneltti.
1972 yılında başladığı meslek hayatında otelcilikten turist rehberliğine, seyahat acenteciliğinden yöneticiliğe kadar turizmin pek çok alanında çalıştı. Tam bir turizm profesyoneliydi. Türkiye'de turizmin henüz emekleme döneminde olduğu yıllardan başlayarak sektörün büyümesine, uluslararası ilişkilerinin gelişmesine ve profesyonelleşmesine tanıklık etti.
Türk turizminin öncü kuşağından bir isim
Ferda Köstendil'in meslek hayatında Beynar Turizm'in önemli bir yeri vardı. Kurucusu olduğu Beynar Turizm, özellikle Almanya'dan Türkiye'ye turist getiren önemli incoming seyahat acentelerinden biriydi.
Bugün Türkiye'nin dünyanın önde gelen turizm ülkelerinden biri olmasını doğal karşılayabiliyoruz. Oysa 1970'li ve 1980'li yıllarda durum çok farklıydı. Türkiye'nin uluslararası turizm pazarındaki yeri henüz sınırlıydı. Turizm altyapısı gelişme aşamasındaydı. Yabancı tur operatörleriyle ilişkiler kurmak, Türkiye'yi güvenilir bir tatil ülkesi olarak tanıtmak ve gelen konuklara uluslararası standartlarda hizmet sunmak büyük çaba gerektiriyordu.
Özellikle Almanya pazarı, Türk turizminin gelişmesinde belirleyici bir rol oynadı. Alman tur operatörleriyle çalışan Türk incoming acenteleri, yalnızca turistlerin konaklamalarını ve gezilerini organize etmiyordu. Aynı zamanda Türkiye'nin turizmdeki uluslararası itibarını inşa ediyorlardı.
Ferda Köstendil'in bana bir sohbetimiz sırasında anlattığı küçük bir hatıra, o yıllarda Türk turizminin hangi koşullarda ve nasıl bir yaratıcılıkla geliştiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.
Almanya'dan Türkiye'ye turist getirmek için uyguladığı ilginç bir yöntemi anlatmıştı:
"Almanya'daki acentemin organizasyonuyla potansiyel gezginleri pikniğe davet ediyordum. Piknikte onlara Türkiye turlarını tanıtıyor, tatil paketlerimizi anlatıyordum. Böylece hem tanışıyor hem de güvenlerini kazanıyordum. Türkiye'ye bu yöntemle çok sayıda turist getirdim."
Bugün dijital reklamların, çevrim içi rezervasyon sistemlerinin ve sosyal medya kampanyalarının belirlediği turizm dünyasında bu hikâye insana biraz uzak gelebilir. Oysa Ferda Köstendil'in anlattığı yöntem, turizmin özünde ne bulunduğunu çok güzel açıklıyor: İnsan ilişkileri ve güven.
Bir düşünün; Almanya'da bir piknik düzenliyorsunuz. İnsanlar bir araya geliyor, sohbet ediyor, yemek yiyor. Siz onlara henüz yeterince tanımadıkları bir ülkeyi, Türkiye'yi anlatıyorsunuz. Denizini, güneşini, tarihini, insanlarını tanıtıyorsunuz. Ve o sohbetin sonunda bazıları tatillerini Türkiye'de geçirmeye karar veriyor.
Aslında bu, yalnızca bir tatil paketi satmak değildir. Bir ülkeye duyulan merakı uyandırmak, o ülkeye ilişkin tereddütleri gidermek ve insanlar arasında güven ilişkisi kurmaktır.
Ferda Köstendil'in bu anısını dinlediğimde, Türk turizminin bugünkü büyüklüğüne ulaşmasının ardında nasıl bir kişisel emek, girişimcilik ve yaratıcılık bulunduğunu bir kez daha düşünmüştüm.
O pikniklerde Türkiye'ye gelmeye karar veren insanların bir kısmı belki de hayatlarında ilk kez ülkemizi ziyaret etti. Kim bilir, belki daha sonra çocuklarıyla, dostlarıyla yeniden geldiler.
Türk turizminin gelişme hikâyesi, biraz da böyle küçük ama etkili girişimlerin toplamıdır.
Beynar Turizm de bu dönemin önemli kuruluşlarından biriydi. Ferda Köstendil, yabancı dil bilgisi, uluslararası ilişkileri ve mesleki deneyimiyle bu sürecin içinde yer aldı.
Turizmde kırk yılı aşan çalışma hayatı boyunca edindiği deneyim, ona yalnızca mesleki birikim kazandırmadı. Farklı ülkelerden, kültürlerden ve toplumsal çevrelerden insanlarla güçlü ilişkiler kurmasını da sağladı.
Bana göre Ferda Bey'in sonraki yıllarda üstlendiği toplumsal sorumlulukların temelinde de bu geniş insan ilişkileri ve birikim bulunuyordu.
İnsanları bir araya getirmeyi seven bir Rumeli beyefendisi
Ferda Köstendil'i düşündüğümde aklıma ilk gelen özelliklerinden biri, çevresindeki insanlara sürekli yararlı olmaya çalışmasıdır.
Beni Rumeli Yönetici ve İş Adamları Derneği'ne (RUYİAD) üye olmaya davet eden de kendisiydi.
Bu davet, onun insan ilişkilerine yaklaşımının benim hayatımdaki küçük ama anlamlı bir örneğiydi. Ferda Bey, insanları tanıştırmayı, bir araya getirmeyi, aralarında dostluk ve dayanışma ilişkileri kurulmasına aracılık etmeyi önemserdi.
Bir insanı tanıdığında, onun başka kimlerle tanışabileceğini, hangi çevrelerde bulunmasının yararlı olacağını, nerede katkı sağlayabileceğini düşünürdü.
Onun için dostluk, yalnızca birlikte geçirilen güzel zamanlardan ibaret değildi. İnsanların birbirlerine destek olabilecekleri, deneyimlerini paylaşabilecekleri ve birlikte yararlı işler yapabilecekleri bir ilişki biçimiydi.
Rumeli kökenlerine ve Rumeli kültürünün dayanışma geleneğine bağlılığı da yaşamında önemli bir yer tutuyordu.
Rumeli insanının tarih boyunca yaşattığı hemşehrilik, yardımlaşma, eğitim ve toplumsal dayanışma anlayışını yalnızca sözleriyle değil, üstlendiği görevlerle de sürdürmeye çalıştı.
Gençlerin eğitimine adanmış yıllar
Ferda Köstendil'in hayatındaki en anlamlı çalışmalardan biri, hiç kuşkusuz eğitime verdiği destekti.
2016–2020 yılları arasında Rumeli Eğitim Vakfı Başkanlığı görevini yürüttü. Gençlerin eğitimine katkıda bulunmayı amaçlayan bu vakıf, özellikle maddi olanakları sınırlı öğrencilerin üniversite öğrenimlerini sürdürebilmeleri için burs çalışmaları gerçekleştiriyordu.
Ferda Bey'in bu görevi üstlenmesi, onun insanlara yararlı olma anlayışının kurumsal bir sorumluluğa dönüşmesiydi.
Bir gencin eğitimine katkıda bulunmak, yalnızca maddi bir yardımda bulunmak değildir. Bazen bir öğrencinin üniversiteyi bırakmadan eğitimini tamamlayabilmesini, bazen ailesinin üzerindeki ekonomik yükün hafiflemesini, bazen de bir gencin geleceğe daha büyük bir güvenle bakabilmesini sağlar.
Eğitime yapılan yardımın en güzel tarafı da budur. Sonuçları yalnızca bugün değil, yıllar sonra ortaya çıkar.
Ferda Köstendil, Türk Böbrek Vakfı'nda da önemli sorumluluklar üstlendi. Vakfın hem mütevelli heyetindeydi, hem de yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu.
Meslek hayatı boyunca çok sayıda insanla tanışmış, uluslararası ilişkiler kurmuş, önemli görevler üstlenmiş bir yöneticinin, yaşamının ilerleyen dönemlerinde gençlerin eğitimine zaman ayırması bana son derece anlamlı geliyor.
Çünkü bir insanın sahip olduğu deneyim ve olanakların gerçek değeri, bunları başkalarıyla ne ölçüde paylaşabildiğinde ortaya çıkar.
Ferda Köstendil'in yaşamında bu paylaşma anlayışının belirgin bir yeri vardı.
Turizmden zeytin ağaçlarına uzanan bir hayat
Ferda Köstendil'in yaşam öyküsünde beni etkileyen bir başka özellik de üretmekten hiçbir zaman vazgeçmemiş olmasıdır.
Turizm sektöründe geçen uzun yılların ardından, 2007 yılında İzmir'in Selçuk ilçesinde zeytin yetiştiriciliğine yöneldi.
Sultaniye Zeytinyağları adıyla yeni bir üretim serüvenine başladı. Yıllarca dünyanın farklı ülkelerinden insanları Türkiye'yle buluşturan bir turizmci, bu kez Anadolu toprağıyla, zeytin ağaçlarıyla ve zeytinyağı üretiminin sabır isteyen dünyasıyla ilgilenmeye başladı.
Zeytin ağacı, Akdeniz uygarlıklarının en eski simgelerinden biridir. Binlerce yıldır barışın, bereketin, sürekliliğin ve yaşamın sembolü olarak kabul edilir.
Hayatının önemli bir bölümünü turizme ve insan ilişkilerine adamış Ferda Bey'in daha sonra zeytin yetiştiriciliğini seçmesinde hoş bir anlam buluyorum.
Üstelik bu yeni uğraşını da aynı ciddiyetle sürdürdü. Sultaniye Zeytinyağları, kalite yarışmalarında ödüller kazandı. 2025 yılında elde ettiği altın madalya, bu alandaki emeğinin güzel bir karşılığıydı.
Bir insanın yaşamı boyunca kendisine yeni uğraşlar bulabilmesi, öğrenmeye ve üretmeye devam etmesi başlı başına takdire değer.
Ferda Köstendil bunu başarmış insanlardan biriydi.
Geride kalan asıl miras
Bugün Türk turizminin ulaştığı büyüklükten söz ederken çoğu zaman rakamlara odaklanıyoruz. Ülkemize gelen turist sayıları, turizm gelirleri, otel yatırımları, yeni destinasyonlar ve uluslararası başarılar...
Oysa bütün bu gelişmelerin arkasında insanların emeği var.
1970'li yıllardan itibaren Türkiye'yi dünyaya tanıtmaya çalışan, yabancı tur operatörleriyle ilişkiler kuran, oteller açan, seyahat acenteleri geliştiren, turist rehberliği yapan ve turizmin mesleki kültürünü oluşturan insanlar...
Bugün sahip olduğumuz turizm birikimi, büyük ölçüde bu kuşağın çabaları üzerinde yükseliyor.
Ferda Köstendil de o kuşağın temsilcilerinden biriydi.
Fakat onu yalnızca turizmdeki çalışmalarıyla anmak eksik olur.
O, mesleki birikimini toplumsal sorumluluklarla birleştirmiş, insanları bir araya getirmeye çalışmış, gençlerin eğitimine destek vermiş ve hayatının farklı dönemlerinde üretmeyi sürdürmüş bir insandı.
Bir insanın ardından geriye ne kalır?
Yaptığı işler, kurduğu şirketler, üstlendiği görevler, kazandığı ödüller elbette önemlidir. Fakat zaman geçtikçe bunların bir kısmı unutulur.
Asıl kalıcı olan, başkalarının hayatında bıraktığımız izlerdir.
Bir öğrencinin eğitimine devam edebilmesine katkıda bulunmak, bir insanın önünde yeni bir kapı açmak, iki insanın tanışmasına vesile olmak, bir dostun zor zamanında yanında bulunmak...
Bunlar çoğu zaman büyük başarı hikâyeleri olarak anlatılmaz. Ama hayatı yaşanmaya değer kılan da biraz bu küçük iyiliklerdir.
Ferda Köstendil'in ardından düşündüğümde, onu en çok bu yönüyle hatırlayacağım.
Çevresindeki insanlara yararlı olmaya çalışan, dostluklara değer veren, bildiklerini ve sahip olduğu olanakları paylaşmaktan mutluluk duyan bir insan olarak.
Türk turizmine verdiği emekler, Rumeli camiasındaki çalışmaları, eğitime yaptığı katkılar ve dostlarının hafızasında bıraktığı güzel izlerle anılacak.
Sevgili Ferda Bey,
İnsanların hayatına dokunmaya çalıştın. Şimdi o insanların hatıralarında yaşamaya devam edeceksin.
Işıklar içinde uyu.
Kaynak: Turizmajansi