İçeriğe geç
  • Dolar 49,5565 ▲ %0,10
  • Euro 55,7692 ▲ %0,12
  • Sterlin 66,1467 ▲ %0,39
  • Gram Altın 6.633,21 ▼ %0,03
  • Çeyrek Altın 10.859,67 ▲ %0,90
  • Gümüş 90,76 ▼ %0,67
  • Bitcoin 4.043.994 ▲ %0,25
  • BIST 100 11.721,72 ▼ %2,89

Sağlık & Wellness

Aynı anıyı anne ve çocuk neden farklı hatırlar? Araştırmalar ne diyor?

Aynı anıyı anne ve çocuk neden farklı hatırlar? Araştırmalar ne diyor?

Aile sofralarında yıllar sonra anlatılan çocukluk anıları, anne ile çocuğun geçmişe ne kadar farklı baktığını gösteriyor. Uzmanlar, hafızanın yalnızca yaşananları değil, o an hissedilen duyguları da kaydettiğini ve bu nedenle anlatıların kişiden kişiye değiştiğini belirtiyor.

Aile sofralarında yıllar sonra anlatılan çocukluk anıları, aynı olayı yaşayan iki kişinin geçmişi ne kadar farklı hatırlayabildiğini gözler önüne seriyor. Annenin gülümseyerek anlattığı bir olay, çocuğun hafızasında derin bir kırgınlık olarak yer edebiliyor. Anne ve çocuk aynı anda aynı odada bulunsa bile, algı pencereleri tamamen farklı olduğu için dikkat edilen detaylar, beklentiler ve hissedilen duygular kişiden kişiye değişiyor.

Habertürk'te yayınlanan habere göre, bir annenin çocuğuna arkadaşının doğum gününe gitmeden önce ders çalışmasını söylemesi, anne için sorumluluk bilinci kazandırma çabası olarak görülürken; çocuk için o an sosyal çevresinden soyutlanma ve kısıtlanma hissinden ibaret olabiliyor. Yıllar sonra bu olay masaya yatırıldığında anne, çocuğunun iyiliği için sergilediği koruyucu niyetini hatırlarken; çocuk o gün hissettiği hayal kırıklığını ve çaresizliği anımsıyor.

Yapılan araştırmalar, insanların geçmişteki somut ve gözlemlenebilir detaylarda (hava durumu, mekân, kişiler) kolayca uzlaştığını; ancak iş kişisel duygulara ve yorumlara geldiğinde anlatıların tamamen ayrıştığını ortaya koyuyor. Çocukluk dönemindeki deneyimler, bireyin kimliğini ve dünyayı algılama biçimini inşa ettiği için yetişkinlerin üzerinde durmaya değmez bulduğu küçük ayrıntılar, çocuğun otobiyografik hafızasında büyük yer kaplıyor. Hafıza yalnızca yaşananları kaydetmiyor; o an hissedilen çaresizlik, haksızlık veya sevilme hissi gibi duygusal yüklerle anıyı yeniden biçimlendiriyor.

Anne ve çocuk arasındaki hatırlama farkının merkezinde, annenin niyetine, çocuğun ise hissiyatına odaklanması yatıyor. Bu durum taraflardan birinin yalan söylediği veya hafızasının tümüyle yanıltıcı olduğu anlamına gelmiyor; iki taraf da aynı olayın farklı boyutlarını tutuyor. Bir davranışın iyi niyetle yapılmış olması, karşı tarafta bıraktığı olumsuz etkiyi ortadan kaldırmıyor.

Zihin, geçmişi kamera kaydı gibi eksiksiz tutmuyor; her hatırlandığında anı, bugünkü akılla, değişen değerlerle ve olgunlukla yeniden yazılıyor. Yaş farkı, roller ve tecrübe geliştikçe bakış açıları esniyor; çocuk büyüdükçe ebeveyninin o dönemki çaresizliğini anlamaya başlayabiliyor, anne ise olayın duygusal boyutunu farklı sentezleyebiliyor. Geçmiş anılar üzerinden yapılan tartışmaları haklılık yarışına dönüştürmek ilişkiyi yıprattığı için, duyguya saygı duymak, niyet ile etkiyi ayırmak ve zihnin yanılabileceğini kabul etmek öneriliyor. Güçlü bir anne-çocuk ilişkisi, geçmişi birebir aynı hatırlamaktan değil; karşı tarafın o anı nasıl deneyimlediğini dinlemeye ve anlamaya hazır olmaktan geçiyor.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…